30 Mayıs 2012 Çarşamba

Atatürk'ün Matematiğe ve Geometriye Verdiği Önem




Atatürk ve Matematik

            Atatürk’ ün yaşamında ilk olağan üstü başarısı çocukluk çağında, orta öğrenim döneminde matematik dersinde olmuş ve bunun sonucu olarak dersin öğretmeni O’ nun adına “Kemal” adını vermiştir. Atatürk, Selanik Askeri Rüştiyesi'nde geçen bu olayla ilgili anısını şöyle anlatıyor:       
       
           “...Rüştiyede en çok matematiğe merak sardım. Az zamanda bize bu dersi veren öğretmen kadar belki de daha fazla bilgi edindim. Derslerin üstündeki sorularla uğraşıyordum, yazılı soruları düzenliyordum. Matematik öğretmeni de yazılı olarak cevap veriyordu. Öğretmenimin ismi Mustafa idi. Bir gün bana dedi ki:
          - "Oğlum senin de ismin Mustafa benim de. Bu böyle olmayacak, arada bir fark bulunmalı. Bundan sonra adın Mustafa Kemal olsun."

               O zamandan beri ismim gerçekten Mustafa Kemal oldu...” 
 
           Atatürk’ün yaşamında matematiğin önemi bu güne kadar bildiğimiz veya ilkokullarda 
öğrenmiş olduğumuz gibi matematik öğretmeninin Kemal ismini vermesinden çok ötedir.
 

Atatürk'ün Matematikteki Yenilikleri

         Günümüzde bilim ve teknolojinin bel kemiği olan matematik, kendine özgü doğrulara, yanlışlara ve dile sahiptir. Bir dile sahiptir diyoruz çünkü, sadece matematik ile yakından ilgilenenlerin anlayabileceği veya "kare, dikdörtgen, üçgen, daire, çember vb.." gibi herkesin yakından bildiği terimler ve çeşitli sembolik gösterimlere sahiptir matematik. Hiç düşündünüz mü, nereden geliyor bu terimler? Kim, neden üç kenarı olan kapalı eğriye üçgen adını vermiş diye. Bu konu üzerine bir araştırma yaptığınızda karşınıza çıkacak tek isim vardır ki O da şüphesiz önünde saygıyla eğildiğimiz, büyük önder Mustafa Kemal Atatürk'tür.

       Cumhuriyetten önce çeşitli okullarda okutulmuş matematik kitaplarını incelerseniz; içlerinde Arap harfleriyle yazılmış formüller, "müelles,murabba veya hatt-ı mübas"  gibi günümüz matematiğinde bir anlam ifade etmeyen bir çok terim görürsünüz. Günümüzde Atatürk sayesinde kullandığımız terimlere baktığımızda, bu eski Arapça terimlerin anlaşılmasının ve hatırlanmasının ne denli güç olduğuna hak verirsiniz. "Müsellesin sahtı yatalay, dikeley zarbının müsavatına müsavidir." Bu cümleden ne anlıyorsunuz? Belki anneanne ve dedelerimiz bize bu cümle içinden bir kaç kelimeyi günümüz Türkçe'sine çevirebilir. Ama bir çoğunuz gibi biz de bu cümleyi ilk okuduğumuzda hiç bir şey anlamamıştık. Oysa, bu cümle "Üçgenin alanı; tabanı ile yüksekliğinin çarpımının yarısına eşittir." demektir.
 
         Atatürk’ün bulduğu terimlerin hemen hemen çoğu bugüne dek hiç değiştirilmeden kullanılmıştır. O’nun sadece birkaç terimi sonradan biraz değişikliğe uğramıştır. Mesela varsayı-varsayım, tümey açı-tümler açı, bütey açı-bütünler açı haline gelmiştir. Çok az sayıda ve sınırlı olan bu terim değişikliklerini, Atatürk'ün dildeki  doğruluğunun birer kanıtı saymak gerekir.

M.Kemal Atatürk'ün Türkçe'mize Kazandırdığı Matematiksel Terimler

         Eski Matematik Terimleri ve Atatürkün Verdiği İsimler
  • Maksumunaleyh / BÖLEN
  • Taksim / BÖLME
  • Haric-i Kısmet  / BÖLÜM
  • Kabiliyet-i Taksim   / BÖLÜNEBİLME
  • Zarb  / ÇARPI
  • Mazrup / ÇARPAN
  • Mazrubata Tefrik / ÇARPANLARA AYIRMA
  • Muhit-i daire / ÇEMBER
  • Tarh / ÇIKARMA
  • Amudi / DİKEY
  • Gaye / LİMİT
  • Aşa’ri / ONDALIK
  • Kat’ı Mükafti / PARABOL
  • Ehram / PİRAMİT
  • Menşur / PRİZMA
  • İhtisar / SADELEŞTİRME
  • Suret / PAY
  • Mahrec / PAYDA
  • Hatt-ı Mümas / TEĞET


1 yorum: